Doğanın Mucizesi...


Bioredworm Kırmızı Kaliforniya Solucanlarının (Eisenia Fetida ve Eisenia Andrei dünyanın en iyi kompost solucan türü) Dışkısından elde edilen 100% Organik - Mikrobiyal Solucan Gübresidir . Bu ürün toprağın mikroflorasını zenginleştirmek sureti ile toprağa, bitkiye ve ürüne sayısız kazanımlar sağlar. Amacımız toprağın ve ürünlerin yaşamsal niteliğini iyileştirecek ve arttıracak çözümler üretmektir. Solucan gübresi - vermicast (vermikompost), yavaş salınımlı olması ve kullanıldığı toprakta sağladığı fiziksel, kimyasal ve biyolojik iyileşmeler sebebiyle son zamanların en “mükemmel organik gübresi” olarak tanımlanmıştır. Amerika birleşik devletleri, Japonya, İsrail, Avustralya, Küba, Hindistan ve bir çok Avrupa ülkeleride solucan gübresinin - vermicast (vermikompost) uygulamalarının, buğday verimini (min.)%15-20; mısır %30-50; pancar %15-20; patates %50-80, biber, domates ve hıyar %30-100; lahana ve marul (min.) % 20-30; şeftali ve üzüm %80-100; çilek %30-35; kiraz ve vişne % 30-50; çay %30 oranında arttırdığı belirlenmişti.

“ Doğa insan olmadan da yaşar; ama insan doğa yok olduktan sonra yaşayamaz “

Paul Ehrlich

Tarih Üzerinden Baktığımızda...

Eski Mısırlılar Nil nehrinin vadisindeki Toprağın verimliliğini büyük orandaki Solucan konsantrasyonunun neden olduğuna farketmişlerdir. Solucanları izleyerek çok yararlı oldukları bilgisine sahip olarak 5000 bin yıl öncesinde korunan bir hayvan olarak ilan etmişlerdi. Solucanlar hakkında ilk yazar olarak tanınan Yunan Felsefecilerinden, Aristotel 384 -322 M.Ö Onların yaşamış oldukları ortamda , Fertilizasyon ve Ekolojik etkilerinden dolayı ,“Toprağın Rahmi olarak adlandırmıştır”....
İlk araştırmalar Birkaç yüzyıl sonra , İngiliz (doğacısı) Gilbert Vayt tarafından yapılmıştır.
19’cu yüzyılın başlarında Çarls Darvin 40 yıldan fazlasını bilimsel araştırmalara adayarak "toprak yüzeyinin bir kaç kez Solucanların rahimlerinden geçtiğini" kanıtlamıştır.
Pratikte ilk uygulamasını yapmış olan Teksaslı George Sefild 1906 yılında, solucanları yetiştirmede öncü olan ve kısa süre içinde büyük bir servet elde etmeyi başarmıştır.
Yıllar boyu süren araştırmalar sonucunda 1950 ‘li yılların sonunda “Kaliforniya Berkley - Devlet Üniversitesinde” Laboratuvar Ortamında Kırmızı Kaliforniya Solucanını (CALIFORNIAN RED WORM) oluşturmayı başarmıştır.
Kırmızı Kaliforniya Solucanlarını ilk devlet olarak JAPONYA ithal etmiştir (125 Ton), atık kağıt (selülöz) sorununu gidermesi için kullanmıştır. Japonya Hükümeti( kağıt endüstrisinin atıklarının temizlenmesi için yıllık 250 milyon dolar Tassaruf etmiştir). Bugün Japonya’nın büyük bir maddi çıkarı olmakla birlikte kağıt atıklarından (Solucanların vasıtasıyla) yüksek kalitede “Humus” gübreye dönüştürülüyor. İtalya ise 1960’lı yıllarda, Solucan İthalatında Avrupanın ilk Ülkesi olarak Organize bir şekilde Kırmızı Kaliforniya Solucanlarını ve Üretim teknolojisini ithal etmeye başlamıştır. Aynı zamanda yoğun bir şekilde fuarlar ve eğitim seminerlerini düzenlemiştir. 1970’li yıların başlarında ise Kırmızı Kaliforniya Solucanı İtalya’dan Yugoslavya (Makedonya’ya) organize bir şekilde gelmektedir.
Uzun yıllar arştırmlardan sonra (W.H.O) World Health Organization (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından yapılan analizler yeryüzünün yüzey alanı aşırı derecede kimyasal ve mineral gübrelerin kontrolsüz kullanılmasından dolayı Mikrofloranın ve Mikrofaunanın büyük oranda hasara uğradığı tespit edilmiştir. (2008 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre tüm Türkiye topraklarının üreticilerinden kaynaklanan yanlış tarım uygulamaları, kontrölsüz kullanılan kimyasal ve mineral gübreler toprak yapısının bozulduğu, organik maddenin yok denecek kadar azaldığı, kireç oranının yükseldiği (yüksek PH) ve dolayısıyla verimliliğin büyük oranda azaldığı ortaya konmuştur.  
Kırmızı Kaliforniya solucanları tarafından üretilen gübre % 100 Organik-Mikrobiyal kökeninden dolayı, günden güne daha cazip hale gelmektedir. Solucan gübresi içerdiği yüksek düzeyde toprak ve bitki için yararlı simbiyotik (Rhizobium) ve asimbiyotik (serbest ve azot fikse eden bakteriler ve mikroorganizma mantarları) bakteriler ile toprağın mikroflora ve mikrofaunasına canlılık kazandırır. Solucanlar sindirim sistemleri içinde sentezledikleri antibiyotik nitelikli yapılar, aminoasit ve vitaminleri dışkılarına karıştırarak ortaya çıkan gübrenin biyolojik aktivitesini arttırırlar. Böylece bu Solucan gübresiyle beslenen bitkilerin sağlıklı ve hızlı gelişmelerini sağlanır.
Bioredworm Solucan gübresinde bulunan bu biyolojik stimulatörler diğer hayvansal gübrelere oranla 100 kat daha fazladır Kimyasal gübrelerde ise hiç bulunmamaktadır !

Bioredworm - L & S %100 Organik-Mikrobiyal Solucan Gübresinin faydaları ve özellikleri :


Toprağın strüktürünü düzenleyip havalanmayı sağlarken su tutma kapasitesinin yüksekliği topraktaki su stresini minimize etmektedir.

   Topraktaki organik madde oranını artırır.

Yapısındaki çok sayıda bulunan yararlı-mikroorganizlamar (bakteriler) topraktaki zararlı-bakterilerle rekabet ederek onların zararlı etkilerini ortadan kaldırır, böylece bitkilerin hastalıklara karşı direncini artırır.

Hava şartlarının olumsuz etkilerine (don, sıcaklık farkları vb.) karşı bitkiyi korur.

Kesinlikle yabani ot tohumu içermez.

✔  Verimler  30 - 100 % arası daha büyüktür.

 Yapraklar 5 - 7 gün içinde koyu yeşilimsi rengini alırlar.

 Defalarca hasad edilen meyve - sebze daha çabuk olgunlaşır.

 Yaprak uygulamalarında fotosentez uyarıcı görevi görür.

 Daha belirgin renkler, doğal tad,aroma ve koku.

 C Vitamin oranını 2-7 yükselmektedir.

 Daha erken olgunlaşması 10 -15 gün arası.

 Raf ömrü uzar,tazeliklerini uzun zaman koruyarak, aynı zamanda ulaşıma dayanıklılık kazandırır.

%100 ekolojik ve non-toksiktir.

Toprağın Ph,strüktür, nem gibi özelliklerinin düzenlenmesini sağlar.

Bilhassa kimyasallarla kirlenmiş, kuvvetini ve canlılığını yitirmiş, yorulmuş toprakların ıslahını sağlar.

Asitli, kumlu toprakları düzenleyerek tarıma elverişli hale getirir.

Kokusuzdur.

Solucan gübresiyle yetiştirilmiş bitkilerde nitrat kalıntısı bulunmaz.

Suyu, havayı ve toprağı kirletmez.

✔ Çocukların ve evcil hayvanların etrafında kullanımı tamamen güvenlidir.

✔ Fazla kullanımı bitkiye hiçbir şekilde zarar vermez(bitkiyi yakmaz).

Toprakta uzun süre kalır dolayısıyla bitkinin uzun süre besin ihtiyacını karşılar. Besin elementlerini bitkinin ihtiyacına göre tedricen bitkiye kazandırır.

 

Toprakta gelişen süreçler...  

 

1. Organik maddenin hızlı ayrışması, olgun Humusun oluşumu verimliliğin temel faktörleri:

Mikrobiyolojik bitey (Mikroflora), toprakta büyük sayıdaki faydalı mikrororganizma ve olgun humus ile kaliteli bir hasadın planlanması için esastır. Toprakta organik madde ve humusun oynadığı rolün önemi günümüzde daha iyi anlaşılmıştır. Toprak yapısının iyileştirilmesi ve sürdürülebilir toprak verimliliği açısından toprak organik maddesi ve humus hakkındaki bilgilerin gereği gibi anlaşılması gerekir.

Toprak Organik Maddesinin Bileşimi:
Toprak organik maddesi oldukça karmaşık bir yapıya sahip olup, çok çeşitli maddelerden oluşmaktadır. Ancak bitkisel ya da hayvansal atıkların çeşidine ve ayrışma saflığına bağlı olarak, bu maddelerin organik maddedeki yüzdesi değişir. Organik maddenin bileşiminde yer alan başlıca maddeler;

•  1. Şeker, nişasta ve selüloz gibi karbonhidratlar,

• 2. Lignin,

• 3. Tanen,

 4. Yağlar ve mumlar,

 5. Reçineler,

 6. Proteinler,

 7. Pigmentler ve

• 8. Mineral maddelerdir.

 

 (Toprak organik maddesinin en büyük bileşeni lignin ve proteindir. Genelde topraklarda, lignin ve protein oranı yaklaşık 25-50 % arasında değişir.)

Mikrorganizmalar topraktaki organik maddeyi önemli ölçüde arttırırlar. En iyi sonuçlar  Bioredworm-L hasatın hemena ardından- hasat’tan hemen sonra, anız (bitki atıkları) parçacıklara kesilir (Toprağın yüzeyine eşit ölçüde dağılımlı olarak başka kültürlerin bitkisel kalıntıları’da serpilir) ve üzerlerine (1 Dekara/2-3 LitreBioredworm-L uygulanır. Önemli olan  Bioredworm-L ‘in yüzeye eşit şekilde püskürtülürmesi ondan sonra toprak sığ bir şekilde sürülür. Bioredworm-L (sıvı) 100% Organik-Mikrobiyal Solucan Gübresi  içinde barındırdığı yararlı-mikrorganizmalar (1ml/120 milyardan fazla) yaklaşık 50-60 gün içinde anızı (bitki atıklarını) olgun humusa dönüştürürler. Humus toprağın bakteri aktivitesini artırır, toprağın su tutma kapasitesini sağlar, nemi korur ve bu şekilde kurak dönemlerinde bile bitkilerin nemini muhafaza eder, buysa önemli ölçüde daha büyük hasat ile sonuçlanır. Toprak için en önemli olan, mikrobiolojik işlemlerle, bitki artıklarını ve diğer organik maddelerini dekompoze etmektir, çünkü bununla depresyon engelleniyor aynı zamanda (Makro ve Mikro element) Azot (N), Fosfor(P), Potasyum(K), Kalsiyum(Ca), Magnezyum (Mg) vs eksikliğini önler... Karbon(C) Miktarı müsaade edilen sınır alanı dışında olduğu zaman Karbon(C) ile bağlı olan elementlerin mobilize olmasına seferber oluyor. Görünen bağlılık ( 20:1) oranından daha büyük olmamalıdır ( С:N, С:Р, С:К ) Olgun humusta bağlılık С:N 10:1 en ideal bağlılık olarak nitelendirilmiştir.

Hatırlamamız gerekir ki, bitkilerin bileşiminde sadece Azot (N) ,Fosfor (P) ,Potasyum (K) Kalsiyum(Ca).. v.s değil, kuru maddede Karbon (C) 45%, Oksijen (O) 45% ve Hidrojen (H)%6.0 oranında bulunmaktadır bitkiler bu elementleri direkt doğadan almaktadırlar (Makro ve Mikro elementelere) ise sadece %4 düşmektedir.

Bir çok elementinin alınabilirliği açısından en uygun pH: 6.0- 7.5 arasında olması gerekir.(Bu aralığın dışına çıkıldığında toprakta besin maddesi var olsa bile alımında problem yaşanmakta ve bitkide noksanlık görülmektedir).Tabiki burada en büyük rol mikroorganizmaların ve yararlı bakterilerindir sonuçta topraktaki besin maddeleri (elementleri) bitkiye onların vasıtasıyla aktarılıyor (çok önemli bir denge rolü oynamaktadırlar). Bu elementlerin toprakta yeterli miktarda bulunmaması bitkilerde besin maddesi noksanlığı hastalıklarına neden olur. Bunların normalden fazla bulunması ise toprak reaksiyonunu nötrden uzaklaştırır ve bitkilere toksik etki yapar. Elementlerin fazlalığında meydana gelen zarar esasen elementin hücre üzerindeki doğrudan etkisi sonucudur. Bunun yanında bir elementin fazlalığı diğer bir elementin bitki tarafından alımını yada fonksiyonunu engeleyebilir.

Kısacası organik gübreler ve çeşitli bitki atıklarını mikrobiyal sıvı gübre kulanımında azotfiksasyonu, nitrifikasyon ve amonifikasyon süreçleri için çok ideak bir ortam oluşturulmaktadır. Toprakta ek olarak karbon-asidinin (H2CO3) oluşması, birçok organik ve inorganik bileşiklerin çözülümü sağlanır ayrıca fosfor ve potasyum gibi haps edilmiş besin maddelerinin bitkiler açısından alınması sağlanır.

2.Atmosferdeki moleküler nitrojenin (azot fiksasyonu) sabitlenmesi:

Aynı zamanda toprakta bulunan bakterilerin önemli görevidir. Bitkilerin sonsuz kaynağı olan nitrojenin % 78’i havada bulunmaktadır.Bitkiler ise bunu doğrudan kullanamaz haldedirler, bunu ancak mikroorganizmalar vasıtasıyla sağlanmaktadır.Nitrojenin sabitlenmesinde ise (simbiyotik ve asimbiyotik) ayrımı yapmaktayız.

 

Simbiyotik - nitrojenin sabitlenmesi (azot fiksasyonu) - Simbiyotik bakterileri tarafından bitkilerin kökleri üzerinde yaşayan, bitkilerde havadan nitrojen ile tedarik edilmenin önemli türünü temsil etmektedir. Bu bakteriler yerleştikleri yerde kendi kabiliyetleriyle temel nitrojeni sabitleştirmektedirler. Bu şekilde oluşturulan nitrojen bileşiklerin büyük bir kısmı, vejetasyonun tamamlanmasından sonra bitkilerde mevcuttur ve bu nedenle de bu gibi işlemlerde bakteriler parazitleşir.

Asimbiyotik - nitrojenin sabitlenmesi (azot fiksasyonu)– Mikrobiyolojik sürec olarak temel nitrojeni havadan köklerin tüylerinde değil de onların yanında yaşayan belirli bakterilerle toprağın içine yerleşir. Onlar kök atıklarıyla beslenerek üreme ve tükenme süreci içinde yüksek miktarda azot bileşiği bırakırlar. Bu bileşikler bakterilerin tükenmesinden hemen sonra mineralleşirler. Bu sürecin en önemli avantajlarından biri bitkilerde vejetasyona gerek duymadan besleyici bileşiklerin kullanılmasıyla, kullanılır hale gelebilmeleridir. Simbiyotik ve Asimbiyotik süreci içinde geçen nitrojenin sabitlenmesi aminofikasyon, nitrifikasyon ve denitrifikasyon ile devam etmektedirler.

Amonifikasyon (Amonyaklama) - organik maddelerin mineralleşmeleriyle birlikte amonyağın oluşumuna kadar, mikrobiyolojik sürecini temsil etmektedir.Amonyak bakterilerin ihtiyaçları için onların hücrelerinde kalma süreci C: N oranın ilişkisi 20:1’den daha yüksek olur ve bunların ayrımıyla zamanla bu oran azalacaktır. Daha ilerde bu amonyak, nitrifikasyon sürecinde azalmaya devam eder.

Nitrifikasyon - mikrobiyolojik sürecini nitrat ve nitritler üzerinden amonyağın oksitlenmesini temsil etmektedir. Nitratlar çok hareketli olduklarından dolayı, oksitlenme bakterilerin enerji kaynağı olarak hizmet eder ve karbonik asitin oluşumunu sağlar. Hareketli olduğundan dolayı (N) toprakta hızlı bir şekilde kayıplara karışır.

Nitrat Giderme - (Denitrifikasyon) - Nitrifikasyonun ters işlemi olarak nitelendirilmiştir. Toprak bakterilerinin (N) etkisi altında gelişen mikrobiyolojik süreçtir (maddelerin dolaşımı ile) toprağa ulaştığı gibi aynı şekilde de havaya dönmektedir.

3. Fosforun Döngüsü (Dolaşımı):

Toprakta çok önem taşıyan mikrobiyolojik süreçtir. Toprakta fosforun oratlama %0,15 bulunduğu bilinmektedir. Arazinin büyük bir kısmı inorganik bileşiklerin şeklindedir, diğer kısmı ise organik bileşiklerinden oluşturulmuştur. Bunların arasında nükleik asit, fosfolipitler ve diğerleri yer almaktadır. Onun bitkilerde ki ulaşımının büyük bir kısmı toprağın Ph değerine bağlıdır. Bitkiler topraktan iyonik şeklinde oluşan ortosforik asiti almaktadırlar N2РО4 ve NРО4. İyonun benimsenmesi toprağın Ph değerine bağlıdır. Fosforun toprakta büyük bir kısmı kayalıklardan ve toprağın oluşmasına neden olan ana kayalıkların minerallerinden oluşturulmaktadır. Çünkü toprakta fosfor değişik şekillerde bulunmaktadır, bunun bitkilerde ki ulaşımı için katsayısı önemli olduğu gibi, organik maddelerden toprağa dönmesi de önemlidir. Yüksek oranda bu süreçler, mikrobiyolojik gübrelerde bulunan bakteriler tarafından toprağı düzeltmektedirler. Toplam miktarda organik yoluyla dönüşenlerin büyük bir kısmı bakterilerin yok olma aracılıyla dönüştürülmektedirler. Bu sürec fosforfikasyon olarak adlandırılmıştır ve bunula bitkilerin beslenmesi için bileşikler oluşturulmaktadır. Bakterilerin kendi yapılarında toplam miktardan %30 fosfor içermektedirler.

 

Fosfat mobilizasyonu: (ikinci önemli süreç)
Bu süreçte çözülmeyen üçüncül fosfatlar aluminyum silikat fosforun ulaşılabilicek haline dönüşebilirler. Toprağın yapısında %62 oranda aluminyum silikatlar mevcuttur (bu da tükenmez bir maddedir) Bacilus Pseudomonas tipinden olan bakteriler aluminyum silikatların mineralizasyonunu teşvik ederek, burada uygun anyonları hücre protoplazmasında harekete geçirmeleridir. Bu süreçte alüminyum silikatlerden kalsiyumu emerek, bitkilerin alınabilir forma getirip Tricalsiumphosphata dönüştürürler. Kristal latisinden alümosilikatler silisyum iyonlarına ayrıldığında, bakterilerin yok oluşundan sonra (bünyelerinde) bitkiler için alınabilir formda olan fosfat iyonlarına dönüşürler.

4. Potasyum:

Toprakta toplam %90 miktarda minerallerin kristalleşen ağında bulunmaktadır. Sabitleşmiş olamsına rağmen eşsiz ve değişken bir potasyum bulunmaktadır. Potasyumun miktarı toprakata fosfor ve nitrojenden çok daha yüksektir, yani yakalaşık % 2.40 oranında. Tek sorun bitkilere erişebilme durumudur. Onun serbest halde bırakılması ve bitkilerde kullanılacak hale dönüştürülmesinde en büyük rolü bakteriler taşımaktadır özellikle de Bacilus cirkullans bakterisidir.
Aynı zamanda alumin silikatlerden potasyumun yüksek miktarda serbest bırakılması esnasında, kristal latisten temel K-katyonlarda bulunan,alumin ve silisyum oksitlerin ayrımı oluşur. K-katyonların suda H iyonlara dönüşmeleri esnasında mikroorganizmalar hidrolize olur, serbest bırakılan iyonlar ise asitlerin tuz haline dönüşürler ve potasyumun işaretini taşırlar. Lucin bir yedek olarak potasyumun tuzlarından gösterilmiştir.

 

Mikrobiyolojik-Organik Gübrelerin etkinliklerinde ki sır nedir?

Toprakta olgun humusun oluşturulmasını teşvik eden ve doğada maddelerin dolaşım sistemini merkez üssü olarak bilinen Mikrobiyolojik Bilimidir! Kendiliğinden doğal toplumda bunları doğa dengeye koymuştur. O yüzden hiçbir zaman anız (bitkilerin artıkları) yakılmamalıdır, yakmakla mikroflorun yüzey kısmı tahrip edilmekle kalmayıp olgun humusun değişmez içerikleri olan selülöz ve lingnin tam miktarı da kaybolur ve bu durumda yaklaşık %4 olan besleyici elementlerin önemi kalmaz. Bitki artıklarının temeli humus ve yararlı mikroorganizmaların gelişimidir. Bunu da izah etmek çok önemlidir ki: lignin- seslüloz kökeninden bitkisel atıklarıyla meyadana gelen organik maddeleri eğer düzgün bir şekilde işlemden geçirilirse her yıl olgun humus yenilendirme fırsatınız olabilir. Olgun humusun oluşmunda bitkilerin atıklarında integral kısım olarak bilinen Lignin Bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Buna dayanarak hasatan sonra, Bioredworm 100% Organik - Mikrobiyal solucan gübresiyle işlem yapılırsa iyi bir çiftçi her yıl olgun humus elde edebilir.